Bu bir garip tecellidir. Bu ülke yoksulluktan elini ayağını bir türlü kurtaramaz. Yoksula vurulur. Yoksuldan alınır. Bunun adı paradır. Bunun adı candır. BEDELLİ ASKERLİK resmen hayata başlamasına ramak kaldı. Abdullah Gül'ün İngiltere'den dönmesi bekleniyor. Sonra Resmi Gazete’de yayınlanacak işlem tamam. Son altı ay içinde dövizden vurgun yapanlar dahil bu bedeli ödeyecek ve adına KUTSAL GÖREV, PEYGAMBER OCAĞI dediğimiz anlayış böylelikle sulandırılmış, cılkı çıkmış olacak. Diğer yanda saçlarına kına yakarak KUTSADIĞIMIZ çocuklar. Diğer yanda PARAN KADAR ADAM olunan bir ülkede insan olmak! Bana biraz garip geliyor. Esasta gariplikler ülkesiyiz. Bu ülkede yoksuldan OY alınır. Bu ülkede yoksul kaz gibi yolunur. Bu ülkede yoksul olmak gırtlağından bağımlı olmaktır. Devlet kapısında dilenci olmaktır. Bu ülkede yoksul kullanılır. KIVAMA getirilir. Bir afferime bir avuç dolusu taşlı arpa yedirilir. Sırtı sıvazlanır asker edilir. Ölür VATAN SAĞ olsun denir. Diğeri için verir kurtulur. PARAN SAĞ OLSUN denir.
Bankalar bedelli kredisi verecekmiş. Çok âlâ. Başbakan bu bedeli taksitle ödeyebilirsiniz diyor. Pek âlâ. Bu bedeli paran yoksa canınla ödersin. Ne âlâ. 'Kimsesizlerin kimsesi olmaya geldik…' diyen RTE'yi acaba ne değiştirdi? Yoksa o hiç değişmedi de biz mi ona alıştırıldık ya da alıştık!
Bu ülkede 10 bin Euro ile zenginsiziniz. Yoksa fakirsiniz. Bu kadarcık parayı cebinize koyun ve askerlikten yırtın. Bu ülkede 'Parayı veren düdük çalmıyor mu?' Bu ülkede parayla adalet dahil her şey ayarlanmıyor mu? Bu ülkede paranla milletvekili olunmuyor mu? Olunuyor. Bu ülkede yaşamanın bir bedeli var. Ya açlıktan sokak ortasında ölmek ya da kerhaneye düşmek! Böyle devlet anlayışına SOSYAL devlet diyorsak bizim aklımızdan zorumuz olmalı. Birini kullanıyor. Diğerine kullandırtıyor. Bu ülke insanına PARALI-PARASIZ ayrımı yapanlar. Genelkurmayın ASKER İHTİYACI kelamıyla, bunlarında siyasilerle ittifak olduklarının yalanı bu millete ortak olarak atılan kazıktır. TSK içinde askerlik yapanlar bilirler ki; üç araç bir ere. İki üç silah bir ere zimmetlidir. Tankların, topların mürettebatı tam değildir. Ben 26 yıllık askerlik hayatımda kadrosu tam olan bir birlikte görev yapmadım. Bu mudur 'asker ihtiyacına binaen' sözcüğü. Sarf edilen bu sözcük çok farklıysa. Düşürürsünüz asker sayısını. Kaliteli ve profesyonel bir ordu ortaya çıkartırsınız. Bu ülkenin evlatları arasında ZENGİN YOKSUL ayrımı yapmazsınız. Bu paralı işin altından bakalım hangi ağaların, paşaların ve siyasilerin çocukları çıkacak... Bu BEDELLİ baskısını uygulayanlar kimlerdir? Resmi Gazete’den sonra sanırım ortaya dökülecektir. POMPACILAR. Ve pompalayanlar.
Parası olan çocuğunu daha iyi okullarda okutuyor. Parası olanın dershane ayağına geliyor. Özel öğretmenler en iyi eğitimi vermek için kapı kulu gibi bekleşiyor. Parası olan yurt içinde de, yurt dışında da en iyi üniversitelerde okutulmuyor mu? İş bulmada. İşe girmede ne kadar öncelikleri var? Parası olanın Ankara'da dayısı var mı, yok mu? Para imtiyaz istiyor ve alıyor mu? İstiyor. Bağırtarak da alıyor. Bu ülkede sadece askerlikte mi ayrım var sanıyorsunuz. Uçakta var. Parayı veren düdüğün alasını öttürüyor. Parası olan en güzel tatil köylerindeki zamanın tadını çıkartıyor. Diğeri ise halk plajlarında koli basili ayıklıyor. Zenginin kenefiyle aynı suda yüzüyor. Dahası var. Bu ülkede parası olan hapishanede ayrıcalıklı. Hastanede ayrıcalıklı. Trafikte ayrıcalıklı. Parası olan devletten ihaleyi söke söke alıyor mu? Bedelini de misliyle devlete ödettiriyor mu? Bu ülke zenginleri mütemadiyen fakir fukara edebiyatı yapıp yoksulluktan dem vurmaz mı? Ya her işiniz bittide bir bedelli askerlik mi kaldı fakirliğin akla geldiği. Desem. Yanlış olmaz sanırım.
Atatürk'le ve Cumhuriyetle hesaplaşmak isteyenler...
Temcit pilavı gibi. Isıtılıp ısıtılıp bu milletin önüne sürülüyor. Sırada Dersim olayları. Ne yapmak isteniyor açıkça ortada. Birileri tarihle hesaplaşmak istiyor. Bunun adı yüzleşmek değil. Atatürk'ü alaşağı etmek. Dönemini karalamak. Yeni düşmanlıklar yaratmak. Cumhuriyeti yargılamak. Geçmişiyle bu kadar didişen. Dünyada kaç ülke var? Zamanı boşa harcayan. Sistemik olarak bazı radikallerin keyfiyetini yerine getirip ruhunu okşamak. Böyle devletçilik olur mu? Bakınız bir devlet kuruyorsunuz. Ayaklanmalar. İsyanlar hız kesmiyor. (Hiçbir şey bilmiyorsanız. Libya, Mısır, Tunus, Irak ve Suriye'yi düşünün. Bir rejim değişiyor. Bu o kadar kolay değil. Bir devri yargılamak. O devri karalamaktan geçmemeli. Önce ahlaklı olmak gerekir.) Radikal tedbirler alınması gerekiyorsa alınmıştır. Bu tedbirlerin ülke bekası için olduğu gerçeği varken didişmek neyin nesidir? Bu ülkenin bunlardan öte tartışılması ve çözülmesi gereken dağ gibi sorunları var.
Aradan bugünkü zamana dayalı 70 yıllık bir süreç geçse. 2080 yılında birileri de çıkıp PKK ile mücadele yerine sizler Kürtleri katlettiniz diye bir tartışma yaratsa bugünkü ortamı 2080 yılında nasıl savunur, kimleri mahkûm edersiniz?
Mustafa Kemal'le hesaplaşmak isteyenler. Bir hınçtan hiç vazgeçmeyecekler. Onun kurduğu bu cumhuriyette de saltanatlarını sürdürüp gidecekler. Bunlar konuşuyor. Ülke gündemi değişiyor. CHP Milletvekili Hüseyin Aygün, "Dersim katliamının sorumlusu devlet ve CHP'dir. Atatürk de bu olaydan haberdardır." Yeni CHP Milletvekili bu lakırdıyı neden 10 Kasım günü yapıyor? Amaç açıkça ortada. AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, Tunceli adının 'Dersim' olarak değiştirilmesi gerektiği söylüyor. “CHP sıcak yaklaşırsa, mutabakata dönüştürebiliriz” diyor. Dersim olaylarının bastırılmasına katliam diyor ve ekliyor; “Dersim katliamıyla ilgili iki önerim var. Birincisi Sabiha Gökçen Havaalanı'nın adının değiştirilmesi ve TBMM'de Dersim Araştırma Komisyonu kurulması, diğeri Tunceli adının Dersim olarak değiştirilmesi, CHP'nin bu iki öneriye sıcak bakması halinde Dersim ile ilgili tarihsel yüzleşme yapılabilir...” Bu ifadelerin birisi Atatürk adıyla siyaset yapan yeni CHP'li, diğeri AKP'li. İkisinin de vekilliğini yaptığı bölge aynı. Bunlara şu soruyu sormak gerekmez mi? Onlar suçsuz muydu? Onların tanımıyla isyanı bastırma ve suçluların idamı KATLİAM oluveriyor. Bu söze nasıl yanıt verilir? Bu savları öne sürenler. Ermenilerin SOYKIRIM iddialarının karşısında sesleri neden yükselmiyor? 2080 yılında PKK için, 'Onlar suç işlememiştir. Tüm istedikleri çok masumane taleplerdi. Buna rağmen devlet onları imha etmiştir…' diyenler elbette olacaktır. Acaba o günler geldiğinde bugünleri kimler savunacaktır? Haklılıkları kim veya kimler ortaya koyacaktır? Bu millet yine suskun ve bir odaya sıkıştırılmış mı olacaktır? Veya bölünmüş mü olacaktır? PKK olayları için tazminat mı ödemeye mahkûm edilmiş olacaktır? Bunlar bu ülke için beklenen sonuçlar. Bunlar varsayımlar değil. Gerçekler.
O günlerde Dersim'de karakol basıp 50 Mehmetçiği karakolda diri diri yakan çapulcuya verilmiş ceza vardır. Bu çapulculara ortaklık ve yataklık yapanlar vardır. Verilen bu cezanın adını hiç kimse katliam diye ortaya dökmemeli. Ogünlerde vatana karşı suç işlenmiştir. Bu işlenen suç cezasız mı kalmalı? İsyancıların sapkınlıklarını saklayarak hiçbir yere varılamaz. Bu ülkede isyancılar kendilerine yandaşları tarafından devamlı bir tartışma zemini buluyorlar. 30 yılda şehit edilen 8 bin vatan evladının hesabı yok. Dersim isyancılarıyla, PKK'lı teröristlerin hesabını soranlar hatta AVUKATLIĞINI yapanlar var. Kürt Sait ayaklanmalarında. İsyancıların başı olan KÜRT SAİD, Demokrat Parti milletvekillerinin SİYASİ RANT anlayışıyla İADEYİ İTİBAR yapılarak adı Şeyh Said yapıldı. Tarihteki adı 'Şeyh Said ayaklanmaları' olarak yer buldu. Değişen ne oldu? Bu isyan yaşanmıştır. Elebaşı da Said adlı bir Kürt ağasıdır. Kan dökmüş. 7 vilayeti teslim almış, devlete karşı suç işlemiştir. Dersim katliamını yapan paşaya ÖZEL yetki verildi diyerek devleti suçluyorlar. Bugünkü iktidarın da ÖZEL yetkili savcıları var. Diliniz varıyorsa bunu da eleştirin.
“Onlar Diyarbakır'ı, İstanbul'u değil. Türkiye'yi istiyorlar...” Süleyman Demirel’in bu söz iyice anlam kazandı. Onlar ne istediklerini çok iyi biliyorlar. Önce İkinci Cumhuriyet. Ardından bölünmeler. Bu ülkeyi kıvama getirenler. İktidar ve muhalefet milletvekilleri el ele. Tarihle didişen. Devamlı gündem yaratanlar. Mazlum rolü oynayanlar doğunun milletvekilleri. Anadolu'nun ve batının milletvekilleri nicedir? Onlar milletvekilliğinin BEDELLERİNİ seçim öncesi parti kasasına aktaran şövalyelerdir. İster milletvekili ol. İstersen paranla asker. Artık yan gelip yatabilirsiniz. Nedense bu millet yan gelip yatanları bir türlü anlayamıyor. Acaba başımıza saksı mı düştü dersiniz?