Kırşehir Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı Op. Dr. Mehmet Yetkiner, yağdan zengin beslenme ile kan hastalıklarının safra kesesinin oluşumuna neden olduğunu ve bu nedenle beslenme alışkanlıklarına dikkat edilmesi gerektiği konusunda uyarılarda bulundu.
Karnınızın sağ üst kısmında, midenizin hemen üstünde hissedilen ağrıların hafife alınması gerektiği konusunda uyaran uzmanlar, safra kesesi taşlarının, iltihaplanma, tıkanma sarılıkları ile safra yolu kanserlerine neden olabileceğini belirtirken, Başhekim Yardımcısı Op. Dr. Mehmet Yetkiner, Kırşehir Televizyonu (KTV) haber ekibine yaptığı açıklamada, aşırı miktarda yağ tüketilmesinin ve kilo artışının safra kesesi taşı oluşumuna neden olduğunu belirtti.
Safra kesesi taşının çok fazla doğum yapan, sarışın, kilolu bayanlarda daha fazla oluştuğunu belirten Yetkiner, her hastalıkta etkin faktör olan beslenmeye dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:
"Safra kesesi taşlarının oluşmasında özellikle kan hastalıklarında bizim hemolitik anemiler dediğimiz bazı hastalıkların neden olduğunu görmekteyiz. Özellikle 40 yaş üzerindeki kişilerde ise beslenmeyle ilgili yağdan fazla beslenmenin bu taşları oluşturmakta olduğunu görmekteyiz. Yani 2 tane temel etken görüyoruz. Birincisi beslenme bozuklukları yağdan zengin beslenme, ikincisi de kan hastalıkları.
"Kişide kan hastalığı varsa yapacak bir şey yok. Fakat beslenmeyle ilgili olarak yağdan fakir beslenmeyi önermekteyiz. Yani çok aşırı miktarda yağ alınmamasını önermekteyiz. Çünkü kiloyla birlikte taş oluşmasını kolaylaştırdığını görmekteyiz. Yani beslenmeye dikkat etmek en önemlisi. Taş oluşmaması için doymamış yağ içeren besinler dediğimiz özellikle zeytinyağı gibi besinlerin tüketilmesi gerekiyor. Bunun yanı sıra çok fazla doğum yapan, sarışın, kilolu bayanlarda taşın daha fazla oluştuğunu görmekteyiz. Bunların temelde beslenmeye dikkat etmeleri gerekiyor."
Özellikle ülkemizde safra kesesindeki taşların düşmesiyle bağırsak tıkanıklıkları ile sıkça karşılaştıklarını ifade eden Yetkiner, hastanın safra kesesindeki taşların aldırmadığında kanala düşme daha sonra safra kesesinin tümünün taşla kaplanıp kansere dönüşme gibi birtakım riskleri bulunduğunu belirterek, tedavi yöntemleri ile ilgili şu bilgileri verdi:
"Safra kesesi taşı olan kişi şeker hastalığı olan bir hastaysa ve safra kesesi de iltihaplıysa bu acil ameliyat gerektiren bir durum. Onun dışında akut atak geçiren sistemik hastalığı olmayan kişilerde safra kesesine ilk etapta iltihabı baskılayıcı tedavi verdikten sonra cerrahiye vermekteyiz. Safra kesesi taşlarında bir ara denenmiş olmasına rağmen, safra kesesini eritici herhangi bir tedavi bulunmamakta. Temel tedavi cerrahi olmakta.
"Hasta safra kesesindeki taşları aldırmazsa kanala düşme daha sonra safra kesesinin tümünün taşla kaplanıp kansere dönüşme gibi birtakım riskleri bulunmakta. Bunun yanı sıra Türkiye'de özellikle bağırsak tıkanıklıklarında da safra kesesindeki taşların düşüp tıkama yaptığını görebilmekteyiz.
"Safra kesesi ameliyatlarında açık ve kapalı olarak iki tür yöntem var. Halk arasında kapalı yönteme lazer deniyor. Biz genellikle kapalı yöntemi vatandaşlarımıza önermekteyiz ama bazen yandaş problemler olduğunda, ana safra kanalına dokunmak veyahut da fıtık gibi durumlar olduğunda da açık yöntemleri tercih etmekteyiz. Genellikle vatandaşlarımızda kapalı yöntem çok bilinmediği için hâlâ buna karşı bir ön yargı oluşmakta. Halbuki kapalı yöntem iyi bir yöntem ve hastanın erken dönemde normal hayatına dönmesini sağlamakta. Biz hastanemizde safra kesesi ameliyatlarında her iki yöntemi de kullanmaktayız. Bu şekilde vatandaşlarımız başvurduğu zaman sadece iki gün içerisinde tahlil, tetkik ve ameliyatlarını yapabilecek durumdayız.”