18 Şubat 2004 tarihinde tüzel kişiliğini alarak Kırşehir'de 7 yıldır birçok çevre çalışmasına imza atan, AB'ye aday ülke Türkiye'de "Topluma Hizmet" uygulamalarında çalışma üreten sekiz sivil toplum örgütü içinde telefonla yapılan mülakatla Brüksel tarafından Türkiye'nin en iyi sivil toplum örgütü seçilen KIR-ÇED (Kırşehir Kültür Sanat Çevre Koruma ve Tanıtma Derneği), 22 Mart Dünya Su Günü ile birlikte Dünya Ormancılık Haftası ve Meteoroloji Günü nedeniyle düzenlenen kutlamaları protesto ederek, katılmama kararı aldı.
Konuyla ilgili olarak KIR-ÇED Yönetim Kurulu adına dün dernek binasında düzenlediği basın toplantısında davete katılmama kararlarının gerekçelerini açıklayan KIR-ÇED Başkanı Mustafa Bağ, şunları kaydetti:
“22 Mart Dünya Su Günü. Bu tarihe dayalı Orman Haftası ve Meteoroloji Günü ile birleştirilerek üç ayrı etkinlik tek gün içinde buluşturulmuş. Vilayetçe yapılan bu etkinliğe ve programa çevre örgütü alınmamıştır. 22 Mart 2011 günü yapılan etkinliğe izleyici sıfatıyla davetiye gönderilmiştir. KIR-ÇED aşağıdaki nedenler içeriğinde anlamsız gördüğü davete katılmama kararı almıştır.
“KIR-ÇED ulus ötesi kimlik almış. Ulusal ve ulus ötesi arenada kendini ispat etmiş. Kuruluşundan bugüne misyonuna uyan yüzlerce etkinliğe imza atmış, başarmış dünya örgütü olmuş, Kırşehir'in övündüğü dernek bazında tek sivil toplum kuruluşudur. ÇEKÜL, TÜRÇEP ve GREENPEACE'in bileşeni, DOĞADER, TTKV, TKKD paydaşıdır. Bunun içindir ki susmaz. Yanlışları alkışlamaz.
“KIR-ÇED'in kendisine özgüveni tamdır. Güdümlü bir STK olmadığımız için hataları ve yanlışları onaylamamız mümkün değildir. Kırşehir Valiliği'nin bir yıldır süre gelen KIR-ÇED'i pasifize etmeye yönelik bu olumsuz tutumunu şiddetle protesto ediyoruz. Kirletenlerin ve yok edenlerin kendilerini ve hatalarını ortaya koymaları yanlışlarını tartışmaya açmaları mümkün değildir. Onların anlayışında eleştiriye tahammül yoktur.
“5 Haziran 2010 yılında Dünya Çevre Günü bu kentte programlandırılmamış, kuşların üreme döneminde yanlarına bir grup öğrenci de alarak Seyfe Gölü'ne pikniğe gidilmiş. Bu eyleme verilen isim ise kuş gözlemi olmuştur. 5 Haziran bir Sulak Alanlar Günü ve piknik alanları değildir. Uyarısı ve kuş gözleme kriterleri basın yoluyla hatırlatılmıştır. Yanlışları eleştirilmiştir. 2 Şubat 2011 Dünya Sulak Alanlar Günü kutlaması ve etkinliği bu kentte yine yapılmamıştır. Program hazırlanmamıştır. Oysa bu yıl Türkiye 2'nci Sulak Alanlar Kongresi Kırşehir'de yapılacaktır. Bu ulusal etkinliği Kırşehir'e taşıyan kuruluş KIR-ÇED olup bu etkinliğin mimarı olan kuruluşumuz hiçbir neden gösterilmeden bu çalışmanın dışına itilmiştir. Ve 22 Mart Dünya Su Günü için KIR-ÇED'e yapılan çağrı, salt fotoğraf sergisi açmamız yönünde olmuş programa dahil edilmemiştir. Bir çevre örgütü olan KIR-ÇED'in kürsü özgürlüğünün kısıtlanması ve kendisini ifade etme şansı tanımamasına KIR-ÇED Yönetim Kurulu Üyeleri tepkilidirler.
“Sivil toplum örgütlerine karşı alınan 'susturma politikalarına' yönelik tepkimiz farklı yöntemlerle sürekli dile getirilecektir. Bu şehir ben yaptım oldu anlayışıyla dar çerçeveye sokulamaz. Kent merkezi ve kırsalı çeşitli boyutlarda çevre sorunları yaşarken birbirlerini hamasi sözlerle oyalayan yetkili ve etkili olanların sorunlar yumağı içinde kalan çevreye yönelik çözüm üretme gibi bir çalışmaları olmadığı ve olmayacağı gerçeği vardır. Bu tür toplantılar illaki salonlarda olmaz. Bu etkinlik bir yuvarlak masa toplantısı olarak yapılabilir. Kirletenler, seyredenler, tepki vermeyenler ve hatalı kullanıma tepkili olanlar. Elbette soracağız, sorgulayacağız. Bizim mücadelemiz sonuç alıncaya kadar olan süreç içindedir.
“Bizim niyetimiz çevrenin, ekolojinin tanımlarını devletin memurlarına anlatmak, aktarmak değildir. Bizim işimiz onların yanlışlarını onaylamak değildir. Bizim işimiz kirletenleri deşifre etmek, hantal ve hareket etmeyen bürokrasiye ivme kazandırarak bir emanet olan çevrenin ve çevrenin en önemli unsuru canlının hayat kaynağı olan su yönetimindeki eksik ve yanlışları ile hatalı kullanımları ortaya koymaktır.
“Trabzon kırsalına 7 adet HES (Hidro Elektrik Santrali) kurulacak olan Galyan dere havzasının tutsak hale geleceği biliniyor. Bu santrallerin yaratacağı çevre kirliliğinin ekosistemi tehdit ettiği ve içme sularının kalitelerinin tartışıldığı JMO toplantısında 10 yıl sürecek inşaat çalışmalarında pek çok kirleticinin suya karışacağını DSİ çok iyi biliyor. Seyfe'yi kurutan ana faktörün başında açılan devasa kanallar varken, daha yeni açılan kuyular varken, DSİ hangi Su Günü'nü kutlayacaktır? Hangi başarısını anlatacaktır? Varlığını ortaya koyamadığı Kocabey alanı için hangi mazeretin arkasına sığınacaktır? Tüm bu olumsuzluklara çözüm üretemeyenlerin kabahatlerini ve yanlışlarını söylemesi mümkün değildir. Bu yalanın içinde kalmaktır.
“Uluslararası Geochange Kurulu ve Ülkeler Deprem Kestirme Ağı Başkanı Prof. Dr. Elchin Khalilov, 'Yerkürede oluşacak olağanüstü değişimler' konulu raporunda, 2011 yılında sel, fırtına ve tornadoların yanı sıra deprem ve yanardağ patlamalarında da artış olacağını belirterek, '2011 yılı dünyanın sismik ve volkanik aktivitesinin doruğa ulaşacağı bir yıl' dedi. Nitekim geçen yıl Avrupa'da hava trafiğini felç eden Eyjafjallajokull Yanardağı'nın ev sahibi İzlanda'da Bardarbunga isimli büyük volkan da patlama eşiğindeymiş (10.02.2011-Milliyet) ve Japonya'yı vuran Tusunami. Ayrıca, geçen yıl ülkemizde Trakya, Marmara ve Karadeniz bölgelerinde, bu yıl da Bodrum'da yaşanan, yine Avustralya'da büyük zararlara yol açan sel felâketlerinin doğamızın son uyarıları olarak algılanması gerekir. Anlamayanlara bu uyarıyı kimlerin yapması gerekir? Çevrecilik lafla değil eylemle, yapılandırmayla, karşı durmakla olur. Bu olumsuz gelişmeleri Meteoroloji Bölge Müdürü izahını yapar mı? Nedenlerini, hatalı çevre yönetimini, baca gazlarını ortaya koyacak cesareti gösterebilir mi?
“Ne yazık ki güzel ülkemizde siyasi yaşam gündemi ya dinsel ya da etnik milliyetçiliğe dayalı hale geldi. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde çevre kirliliğine karşı duyarlı bir siyaset, siyasi güç ve bağımsız karar verebilecek bürokrat söz konusu değil. Oysaki dünyanın ve bölgemizin gündeminde çok acil olan birçok çevresel konu ve proje beklemekte. Özellikle çevre kirliliği için alınması gereken önlemler gecikirse, çözümler zorlaşacaktır.
“Seyfe Gölü'nü, Kocabey'i, Sıdıklı sazlık alanlarını çürük yumurta ve yanık yumurta kokusu sardı. Bölgede yaşanan çevre kirliliğine dikkati nasıl çekeceksiniz? Koruması gerekenlerin Seyfe'de ve Kocabey'de avlanırken yakalanmasına, cezalandırılmalarına hiçbir idari soruşturma açmayan Vali'nin, diğer yanda elinde tek kırma tüfekle yakalanan diğer avcının sorgulanması ne kadar etik? Bunları kime anlatacak, kime soracaktır ve sizleri sorgulayacak ve cevap bekleyecektir.
“KIR-ÇED'e, 'Çevre size ait değil' diyen Kırşehir Valisi'ne şunu sormak istiyorum. Neden korunmuyor? Neden acil tedbirler almıyorsunuz? Çevrenin beklemeye tahammülü yok. Süreç gittikçe daralıyorken KIR-ÇED'e karşı alınan bu olumsuz tepkiyi anlamak mümkün değildir. Elbette ki çevre salt bize ait değil. Kirletilen, yok edilen. Hatta talan edilen, ekosistemleri bozulan bu çevre içinde sizde yaşıyorsunuz. Çevre tüm canlıların, içinde sizde varsınız. Hangi tedbirleri sıralayabilirsiniz? Ben bu bozkır şehirde ve kırsalında oluşmuş yüzlerce olumsuz çevre yapılanması ve koşullarından bahsedebilirim.
“Tedbir alması gerekenler, almayanlar, tedbiri elden bırakanlar. Diğer yanda gönüllü çevreciler. Oysa gelişmiş ülkelerde sivil toplum örgütlerinin de katılımıyla ortak akıl projeleri üretilmektedir. Sivil toplum örgütlerine üyelik aydın olmanın göstergesi. Sivil toplum örgütleriyle ortak projeler üretmek farkındalık yaratmanın başlangıcı birçok olumsuzluğun ortadan kaldırılması demektir. Biz bu gelişmişliğe kaç yıl sonra ulaşırız bilemiyorum. Her şey son bulduğunda yeryüzünde sorgulayacak, sorgulanacak hiç kimse kalmamış olabilir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”